Anasayfa » Romatizma Rehberi

Google

Önemli Bilgi

Site içeriği, kullanıcıyı sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. medikal24.com'un içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

 
Romatizma Rehberi - İltihaplı Romatizma: Sjögren Sendromu
Yazı Dizini
Romatizma Rehberi
Romatizma ve Diyet
Romatizma ve Yürüyüş
İltihaplı Romatizma: Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) nedir?
İltihaplı Romatizma: Behçet Hastalığı
İltihaplı Romatizma: Polimyaljiya Romatika
İltihaplı Romatizma: Raynaud Fenomeni
İltihaplı Romatizma: Sistemik Lupus Eritematoz
İltihaplı Romatizma: Ankilozan Spondilit
İltihaplı Romatizma: Gut
İltihaplı Romatizma: Psöriatik artrit
İltihaplı Romatizma: Romatoid Artrit
İltihaplı Romatizma: Sjögren Sendromu
Dejeneratif & Metabolik Romatizma: Osteoartrit
Dejeneratif & Metabolik Romatizma: Osteoporoz
Dejeneratif & Metabolik Romatizma: Diz Osteoartriti
Bel Ağrısı
Bel sağlığı için 100 tavsiye
Boyun Ağrısı
Fibromiyalji
Tüm Sayfalar

İltihaplı Romatizma: Sjögren Sendromu

Sjögren sendromu nedir? Sjögren sendromu kuru göz ve kuru ağız bulguları ile karakterize, kronik yani uzun süreli bir hastalıktır. Adını, ilk tanımlayan İsveç'li göz doktoru Henrik Sjögren'den almıştır. Sıklıkla romatoid artrit, lupus eritematozus, skleroderma ve polimiyozit gibi romatizmal hastalıklarla birlikte bulunur. Ancak hastaların yaklaşık yarısında tek başına görülür.

Sjögren sendromu nasıl gelişir? Nedeni tam bilinmemektedir. Genetik ya da viral enfeksiyonların bilinmeyen mekanizmalarla Sjögren sendromuna neden olabildiğine ilişkin bulgular vardır. Bu hastalığın esas olarak bağışıklık (immün) sistemindeki bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı vücudun korunma mekanizmasıdır. Sjögren sendromunda bağışıklık sisteminin normal kontrol mekanizmasında bir bozukluk vardır; bunun sonucu olarak aşırı miktarda beyaz kan hücreleri yapılır. Lenfosit adı verilen bu hücreler, gözyaşı ve tükürük bezlerine giderek, bu dokularda harabiyet yapar. Bu nedenle de hem tükürük bezlerinde hem de göz yaşı bezlerinde, salgıda azalma yani kuruluk meydana gelir. Aynı zamanda bu hücreler "otoantikor" adı verilen ve hasta kanında saptanabilen protein yapısında maddeler salgılar. Otoantikorlar; bağışıklık sisteminin kendinden olanı yabancı olarak algılayıp ona karşı, onu yıkacak madde olarak tanımlanabilir. Bu otoantikorlar bağışıklık sisteminin düzgün çalışmadığının bir göstergesidir ve tükürük ile gözyaşı bezlerinde yıkıcı – bozucu etki yaratabilirler. Sjögren sendromunda eklem, akciğer, böbrek, sinir, tiroid, karaciğer ve beyin gibi diğer organlarda da tutulum görülebilir.

Sjögren sendromu kimlerde görülür? Sjögren sendromu herhangi bir yaşta görülebilirse de, en fazla 45 yaşının üzerindeki kadınlarda ortaya çıkmaktadır. 20 yaş altında çok nadirdir.

Sjögren sendromunda bulgular nelerdir? Genellikle yavaş başlar. Hasta, gözlerinde ve ağzında şiddetli kuruluk hisseder. Çoğunda kuru bir öksürük ve boğazda gıcık hissi de vardır. Tükürük bezlerinde şişlik, tat alma ve koklama duyusunda bozulma izlenebilir. Gözlerde kuruluğa bağlı kızarıklık, yanma, kaşıntı ve ışığa aşırı duyarlılık gelişir. Uygun tedavi edilmezse "kornea" adı verilen gözün en dışındaki saydam zarda ülserler, nadiren de körlük gelişebilir. Sjögren sendromu bulunan hastalarda burun, cilt ve kadın genital organlarında da kuruluk izlenebilir.

Ağız kuruluğu nedeniyle çiğneme, yutma ve konuşmada güçlük hissedilebilir. Bu nedenle hastalar bol miktarda sıvı almalıdırlar.

Hastalarda diş çürükleri de sık görülür. Çünkü tükürük, ağız temizliğinde önemli rol oynayan, bakterilere karşı savaşan ve çürüklerin oluşmasını engelleyen bir sıvıdır. Sjögren sendromunda tükürük salınımı bozulduğu için çürüklerin oluşumu kolaylaşmıştır.

Bazen hastalarda "lenfoma" adı verilen bir çeşit lenf bezi kanseri gelişebilir. Bu özellik, nadir olsa da, hastaların muayenesinde ve izleminde akılda tutulmalıdır.

Sjögren sendromu tanısı nasıl konur? Ağızda ve gözlerde kuruluk hisseden hastalarda bu tanıdan kuşkulanılmalıdır. Muayene sırasında kızarmış-kaşıntılı gözler, tükürük bezlerinde şişlik, kuru bir dil, boyundaki lenf bezlerinde genişleme gibi bulgular saptanabilir. Kan tetkiklerinde de otoantikorların varlığı tanıyı destekler.

Gözde kuruluk, "Schirmer testi" ile belirlenir. Korneanın bir göz doktoru tarafından incelenmesi de kuruluk hakkında bilgi verecektir.

Tükürük bezlerin düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için, "sialogram" yapılabilir. Bu test, tükürük bezi içine boya enjekte edildikten sonra özel filmlerin çekilmesi ile yapılır. Sjögren sendromunun kesin tanısı için dudak biopsisi, yani dudak içindeki küçük tükürük bezlerinden ufak bir parça alınıp mikroskop altında lenfositlerin varlığı açısından değerlendirilmesi gereklidir.

Akciğer ve böbrek fonksiyonlarının gerek direkt grafilerle, gerekse de laboratuvar testleri ile izlenmesi yardımcı olabilir.
Sjögren Sendromu genel olarak hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Ancak ağız ve gözdeki kuruluk uzun sürelidir ve hayatın geri kalan kısmı boyunca devam edebilir. Yapay nemlendiricilerin kullanılması ve diş hijyenine dikkat edilmesi ile genellikle ciddi problemlerin engellenmesi mümkün olacaktır.

Sjögren sendromu nasıl tedavi edilir? Bu hastalığın kesin tanısı olmasa da bulgulara yönelik özel tedavilerle hastaların yakınmaları giderilebilir ve yaşam kaliteleri düzeltilebilir. Her hastada aynı bulgular olmadığından tedavi programı hekim tarafından hastanın gereksinimine göre bireysel olarak planlanmalıdır. Dişlerin düzenli kontrolü şarttır.

Gözlerdeki kuruluk için yapay göz yaşı ve göz damlaları kullanılabilir. Ağızdaki kuruluk için en etkili rahatlama yollarından biri bol sıvı alımıdır. Ayrıca, yapay tükürük kulanılabilir. Yine özel sakızlar (çürümeye engel olmak için şekersiz olmaları koşulu ile), diş macunları, düzenli diş fırçalama hastalara yardımcı olacaktır.

Ciltte kuruluk varsa, duyarlı ciltler için önerilen nemlendiriciler kullanılabilir. Evde ve işyerinde havayı nemlendiren buhar makinalarının kullanılması önerilebilir.

Kas ağrıları ve ağrı, şişlik ve tutukluk ile karakterize eklem inflamasyonunun engellenmesi amacıyla steroid-olmayan antiromatizmal ilaçlar kullanılabilir. Ağır hastalarda kortizon da önerilebilir; ancak, yan etkilerinin önemi açısından mutlaka hekim kontrolünde alınması önerilir. Hastalarda eşlik eden başka bir romatizmal hastalık varsa (romatoid artrit, lupus vb. gibi) bunun tedavisi de esasdır.

Yürüme, yüzme gibi hafif egzersizler kasların ve eklemlerin elastikiyetinin korunması için faydalıdır. Egzersizlerin eklem hasarını engelleyici etkisi de bulunduğundan, mutlaka tedavi programında yer almalıdır. Ayrıca, hastalara hastalığı ile ilgili ve stresini azaltmaya yönelik bilgiler de verilmelidir.

Sjögren sendromu bulunan kadın hastalarda kanda bulunan belirli bir "antikor" nadiren yenidoğan çocuklarda kalp problemlerine neden olabilir. Bu nedenle, hamile olan ya da çocuk sahibi olmak isteyen kadın hastalara bu konuda da bilgi verilmelidir.

Sjögren sendromu genel olarak hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Ancak, ağız ve gözdeki kuruluk uzun sürelidir ve hayatın geri kalan kısmı boyunca devam edebilir. Yapay nemlendiricilerin kullanılması ve diş hijyenine dikkat edilmesi ile genellikle ciddi problemlerin engellenmesi mümkün olacaktır.